Eskişehir Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen, katıldığı bir vefa etkinliğinde vasiyetini açıklayarak, Balmumu Müzesi’nin gelirlerinin kendi adına kurulacak bir vakfa devredilmesini istedi. Özellikle işitme engellilerin tedavisinde kullanılan bu kaynağın, gelecekteki siyasi değişimlerden etkilenmemesini hedefleyen Büyükerşen, halefi Ayşe Ünlüce’ye bu konuda açık çağrıda bulundu. Ancak bu talep, Büyükerşen’in yönetiminde bulunduğu ESBAV (Eğitim, Sağlık ve Bilimsel Araştırma Çalışmaları Vakfı) hakkındaki ağır iddialar ve kayyum süreci nedeniyle kamuoyunda büyük bir tartışmayı da beraberinde getirdi.
Bir Yanda İyilik Köprüsü: Balmumu Müzesi Vasiyeti
Büyükerşen, belediye sisteminin siyasallaşmasından duyduğu endişeyi dile getirerek, müze gelirlerinin işitme engelliler için “garanti altına” alınmasını istiyor. “Belediye Meclisinden geçirecek çoğunluğa sahipsiniz” diyerek Ayşe Ünlüce’ye yaptığı bu çağrı, aslında kendi ismini taşıyan bir vakıf üzerinden bir “sosyal miras” bırakma çabası olarak görülüyor.
Diğer Yanda Ağır İddialar: ESBAV ve Kayyum Süreci
Ancak vasiyetin zamanlaması, Temmuz 2025’te patlak veren ve halen davası süren ESBAV dosyasıyla çelişiyor. DDK ve MASAK raporlarına dayanan iddianamede; vakıf kaynaklarının şahsi mülkiyete aktarıldığı, vakfın bir “aile şirketine” dönüştürüldüğü ve mal varlıklarında açıklanamayan artışlar olduğu iddiaları yer alıyor. Büyükerşen ve ekibi hakkında “güveni kötüye kullanma” ve “haksız mal edinme” suçlamalarıyla devam eden bu süreç, yeni bir vakıf kurma fikrinin üzerine ciddi bir gölge düşürüyor.
Siyasi ve Hukuki Yol Ayrımı
Büyükerşen tüm iddiaları reddederek mal varlığının şeffaf olduğunu savunsa da, ESBAV yönetimine kayyum atanmış olması ve savcılığın “kamu hizmetinden men” talebi, Eskişehir siyasetinde kartların yeniden karılmasına neden oluyor. Ayşe Ünlüce yönetiminin, davası devam eden bir süreçte “Büyükerşen Vakfı” için adım atıp atmayacağı ise şehrin en büyük merak konusu.
Hukuk ve Şeffaflık Kıskacında Balmumu Müzesi
Yılmaz Büyükerşen’in “vasiyet” olarak sunduğu Balmumu Müzesi’nin bir vakfa devredilmesi talebi, hem belediye mevzuatı hem de kamu kaynaklarının kullanımı açısından ciddi soru işaretleri barındırıyor. Senin de belirttiğin gibi, mülkiyeti belediyede olan ve tüm işletme giderleri (elektrik, temizlik, personel) kamu bütçesinden karşılanan bir yapının gelirinin veya mülkiyetinin bir vakfa “hibe” edilmesi, göründüğü kadar kolay bir “Meclis Kararı” meselesi değil.
1. Şeffaflık Sorunu: “Gelen Ne, Giden Ne?”
Şu anki sistemde Balmumu Müzesi gelirlerinin bir dernek aracılığıyla işitme engellilere aktarıldığı biliniyor. Ancak kamuoyu;
-
Yıllık toplam bilet gelirinin ne kadar olduğunu,
-
Bu gelirin ne kadarının “operasyonel gider” olarak kesildiğini,
-
Kaç kişiye, hangi kriterlerle “cihaz yardımı” yapıldığını net rakamlarla bilmiyor. Belediye bütçesi içinde bu kalemlerin “sosyal yardım” olarak şeffaf bir dökümünün olmaması, devir tartışmalarını daha da karmaşık hale getiriyor.
2. Yasal Engel: Kamu Malı Hibe Edilebilir mi?
Belediye Kanunu (5393) ve Sayıştay kararları bu konuda oldukça katıdır. Kamu mülkiyetindeki bir taşınmazın veya gelir getiren bir işletmenin, “kamu yararı” kılıfı altında bile olsa özel hukuk tüzel kişiliğine (şahıs vakfına) bedelsiz devredilmesi çoğu zaman “Kamu Zararı” olarak nitelendirilir.
-
Meclis Kararı Yeter mi? Hayır. Meclis kararı, üst yasalara (İçişleri Bakanlığı mevzuatı ve Kamu İhale Kanunu) aykırı olamaz.
-
Gider Belediyeden, Gelir Vakıftan: Eğer müzenin tüm giderlerini (elektrik, personel maaşı vb.) belediye ödemeye devam eder, gelirleri bir vakfa akarsa; bu durum doğrudan Sayıştay denetimine takılır ve ilgili yöneticilere ağır tazminatlar (zimmet) çıkabilir.
3. ESBAV Dosyasıyla Benzerlik Riski
ESBAV davasındaki ana suçlama da tam olarak buydu: “Kamu kaynaklarının (üniversite imkanlarının) vakıf/şirket aracılığıyla özel mülkiyete veya kontrol altına aktarılması.” Büyükerşen’in aynı yöntemle yeni bir vakıf kurmak istemesi, hukuken “tekerrür” riski taşıyan bir hamle olarak görülebilir.