Özgür Tıkız
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Eskişehir’de Suyun Bedeli: Doğalgazı da Geçti, Elektriği de!

Eskişehir’de Suyun Bedeli: Doğalgazı da Geçti, Elektriği de!

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Geçtiğimiz günlerde Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce’nin su fiyatlarına dair yaptığı açıklamaları okuyunca, doğrusu bir Eskişehirli olarak “Hangi Eskişehir’den bahsediyoruz?” diye sormadan edemedim. Sayın Başkan, şebeke suyunun pahalı olduğu eleştirilerine katılmadığını söyleyip faturayı doğalgaz ve elektrikle kıyaslamış. Hatta doğalgaza 3 bin lira ödenen bir dünyada suyun “makul” kaldığını savunmuş.

Gelin, o “makul” denen hesabı bir de vatandaşın mutfağındaki gerçek rakamlarla yapalım.

İki Musluk, Tek Büyük Fatma!

Eskişehir’de hayat, diğer şehirlerden farklı akar. Bizde musluktan akan suyla sadece temizlik yapılır; içme suyu için adres bellidir: Kalabak. Yani bir Eskişehirlinin “su maliyeti” dediği şey, sadece ESKİ faturası değildir.

Bugün Eskişehir’de bir haneye günde ortalama bir damacana Kalabak suyu girdiğini varsayalım (ki kalabalık ailelerde bu daha fazla). Ayda 30 damacana eder. Mevcut fiyatlarla sadece içme suyuna ödenen para ayda 1.500 TL civarında. Buna Mart ayı itibarıyla vergiler hariç 45 TL olan, vergilerle 50 TL’yi aşan şebeke suyunu da ekleyin; ortalama bir hane faturası 800 TL de oradan gelse…

Buyurun size toplam maliyet: 2.300 TL!

Şimdi soruyorum: Yaz-kış ortalamasına vurduğunuzda; hangi elektrik faturası, hangi doğalgaz faturası her ay düzenli olarak 2.300 TL seviyesinde kalıyor? Üstelik bu fiyata “sayaç arıza bedeli”, “bakım bedeli” gibi ek kalemler de dahil değil; onlar da cabası!

Maliyet Hesabı mı, Algı Hesabı mı?

Başkan Ünlüce, 30 büyükşehir arasında 13. sırada olduğumuzu söylüyor. Ancak bu hesapta eksik olan bir şey var: Diğer şehirlerdeki insanlar musluktan akan suyu içebiliyor ya da en azından içmek için Eskişehir’deki kadar yüksek bir “geleneksel maliyete” katlanmıyor. Biz hem şebekeye dünya para ödüyoruz hem de kapıdaki sakaya…

“Su fiyatları makul” demek, vatandaşın cebindeki yangını görmezden gelmektir. Doğalgaz dışa bağımlı bir enerji kaynağı, su ise bu şehrin toprağından, barajından gelen en temel haktır. Doğalgazın pahalı olması, suyun da pahalı olması için bir meşruiyet zemini oluşturmaz.

Sosyal Belediyecilik mi, “Fatura” Belediyeciliği mi?

Eskişehir halkı, yerel yönetimden “Doğalgaz zaten pahalı, suyunuza şükredin” mantığını değil; artan hayat pahalılığı karşısında belediyenin vatandaşa nasıl kalkan olacağını duymak istiyor. Her ay otomatiğe bağlanan TÜFE zamlarıyla su fiyatlarını enflasyonun vagonu haline getirmek, sosyal belediyecilikle ne kadar bağdaşır?

Sayın Başkan’ın “belirli bir miktara kadar uygun fiyat uygulanabilir” önerisi ise aslında gecikmiş bir itiraftır. Eğer su gerçekten “makul” seviyedeyse, neden bu kademeli indirim bugün konuşuluyor?

Netice şudur: Eskişehirli, içtiği suyla yıkandığı suyun toplam maliyeti altında ezilmektedir. Ve bu toplam bedel, bugün ne elektriğe ne de doğalgaza benzemektedir. Eskişehir’de su, artık “makul” bir ihtiyaç değil, bedeli her ay sessizce artan bir lüks haline gelmiştir.

Vatandaşın cebindeki hesap makinesi yanılmaz Sayın Başkan; o hesap, sizin tablonuzdan çok daha kabarık çıkıyor!

Ayrıca biz Eskişehir’de suyu peşin alıyoruz. Yani kullanmadan cebimizden parası çıkıyor. Ancak dışarıdan alınan doğalgaz ve diğer enerji kalemi olan elektriğin faturasını kullandıktan sonra ödüyoruz.

Eskişehir’de Suyun Bedeli: Doğalgazı da Geçti, Elektriği de!
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir