Adliye Önündeki Trafik Işıklarında Çarpıcı Görüntü: Sırtında Çocuk Elinde Akıllı Telefonla Dilencilik!
Eskişehir’de Vali Hüseyin Aksoy’un öncülüğünde yürütülen projeler sayesinde sokakta çalışan ve dilendirilen çocukların büyük bir bölümü güvenli ortamlara ve okullara taşınırken, yetişkinlerin sokaklardaki varlığı şehirliler için rahatsız edici bir boyut kazanmaya başladı. Ramazan ayının gelmesiyle birlikte kalabalık caddeleri ve ibadethaneleri kendilerine mesken tutan dilenciler, hem trafik güvenliğini tehlikeye atıyor hem de vatandaşların yardımseverlik duygularını hedef alıyor. Eskişehir Emniyet Müdürlüğü ekiplerinin son bir hafta içinde gerçekleştirdiği yoğun operasyonlar, sorunun maddi boyutunu da gözler önüne serdi. Yapılan resmi açıklamaya göre, 23-28 Şubat tarihleri arasında gerçekleştirilen denetimlerde dilencilik yaptığı belirlenen 40 şahsa toplamda 70 bin 560 TL tutarında idari para cezası uygulandı. Bu şahısların üzerinden çıkan ve dilencilikten elde edildiği saptanan 2 bin 855 TL’ye el konulurken, tespit edilen üç çocuk ise korunma altına alınmak üzere Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü yetkililerine teslim edildi.
Emniyet güçlerinin bu kararlı müdahalesine rağmen, yerel yönetimlerin ve özellikle zabıta ekiplerinin denetim noktasındaki yetersizliği kamuoyunda tepki çekmeye devam ediyor. Eskişehir zabıtasının pazar yerleri ve marketlerdeki fiyat denetimlerinde gösterdiği zafiyetin bir benzerinin, sokaktaki işgal ve dilencilik faaliyetlerinde de yaşandığı ifade ediliyor. Vatandaşlar, emniyetin yakaladığı dilencilerin kısa süre sonra tekrar aynı noktalarda belirmesini, yerel denetim mekanizmalarının süreklilik arz etmemesine bağlıyor. Özellikle “mal ve hizmet satma” bahanesiyle çevreye rahatsızlık veren şahıslara karşı uygulanan cezaların, caydırıcılıktan uzak kalması sokaklardaki huzuru zedeliyor.
Şehrin göbeğinde, Adliye binası önündeki trafik ışıklarında kaydedilen son görüntüler ise dilencilik yöntemlerinin ulaştığı ironik ve üzücü boyutu bir kez daha kanıtladı. Gece saatlerinde objektiflere yansıyan karelerde, sırtında küçük bir çocukla araçların arasında dolaşan bir kadının, çocuğu sessiz tutmak ve meşgul etmek için eline bir akıllı telefon tutuşturduğu görüldü. Karanlıkta telefonun ekran ışığının fark edilmesiyle ortaya çıkan bu durum, dilenciliğin artık sadece bir yoksulluk göstergesi değil, aynı zamanda çocuk istismarının ve teknolojik imkanların suistimal edildiği bir “sektör” haline geldiğini gösteriyor. Adliye gibi hukukun temsil edildiği bir noktanın hemen önünde cereyan eden bu sahneler, hem denetim birimlerinin hem de sosyal hizmet uzmanlarının bu karmaşık yapıya karşı çok daha stratejik ve kalıcı çözümler üretmesi gerektiğini açıkça ortaya koyuyor.
