Gelin Bu Şehrin Adını Değiştirelim
Çünkü görünen o ki, bu şehri yönetenler Eskişehir kelimesindeki “eski”yi yanlış anlıyor.
Onlara göre “eski”;
Eskimiş su boruları demek,
Patlayan altyapılar demek,
Yıllardır yenilenmeyen yollar demek,
Daralan kaldırımlar, kilitlenen trafik, susuz kalan mahalleler demek.
Oysa biz bunu 20 yıldır anlatıyoruz:
Bu şehrin sadece adı eski.
İnsanlar eskiyen borular istemiyor.
Eskiyen damacanalarla su taşımak istemiyor.
Yama tutmayan yolları, çöken kaldırımları, saatler süren kesintileri istemiyor.
Ama belli ki Cumhuriyet Halk Partisi belediyeciliği, “Eskişehir” adını bir konfor alanı olarak görüyor.
“Nasıl olsa adı eski” rahatlığıyla ihmali normalleştiriyor, başarısızlığı estetikle kamufle ediyor.
Ve bu tablo sadece Eskişehir’e özgü değil.
İstanbul ve Ankara’da kamuoyuna yansıyan şaibe tartışmaları, ihaleler, iştirakler ve bütçe öncelikleri; CHP’nin yıllardır tekrarladığı “hizmet üreteceğiz, halkla birlikte yöneteceğiz, şeffaf olacağız” söyleminin nasıl çöktüğünü açıkça gösteriyor. Söylem var, hizmet aksıyor; şeffaflık vaadi var, tartışmalar bitmiyor.
Gelelim Eskişehir’e…
Bu şehir uzun yıllar boyunca geleceğe göre değil, hatıralara göre yönetildi.
Bunu da artık dolambaçlı anlatmaya gerek yok.
Yılmaz Büyükerşen, bugün 90’lı yaşlarını aşmış bir isim. Eskişehir’i de büyük ölçüde kendi çocukluğunun hatıraları bozulmasın diye yenilemeyen bir anlayışın sembolü haline geldi. Cadde genişlemedi, altyapı kökten ele alınmadı, trafik gerçekçi biçimde planlanmadı. Şehir, yaşayan bir organizma gibi değil; anı defteri gibi muhafaza edildi.
Ama hayat durmadı.
Nüfus arttı, araç sayısı katlandı, ihtiyaçlar büyüdü.
Eskişehir ise aynı yerde bırakıldı.
Bugün daralan sokaklar, kilitlenen trafik, eskiyen yollar ve 6–7 saat süren su kesintileri bize şunu söylüyor:
Şehir zamanla yarışırken, belediyecilik geçmişte kaldı.
Eskişehir açık hava müzesi değildir.
Cam fanus içinde saklanacak bir nostalji albümü hiç değildir.
Bu şehir yaşayan, büyüyen, nefes alan bir şehirdir ve yenilenmek zorundadır.
Bir şehirde saatlerce su yoksa, bu teknik bir arıza değil;
Yıllardır ertelenen sorumlulukların patlamasıdır.
O yüzden diyoruz ki:
Madem siz Eskişehir kelimesinden bunu anlıyorsunuz,
Gelin bu şehrin adını değiştirelim.
Ama bilin ki, adı ne olursa olsun;
Bu şehir insanına yokluğu, susuzluğu, ihmali kabullendiremezsiniz.
Çünkü Eskişehir halkı artık çok net görüyor:
Sorun isimde değil,
Zihniyette.